Blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2015 Pazartesi

Küçük Kara Balığımızın Yedi İklim Macerası

                   Eylül gibi okul-erken çocukluk öğrenme merkezi arayışımızla ilgili süreci yazdığım Anaokulu Seçimi başlıklı yazıyı yazıp bırakmış, bir güzel üzerine yatmışken Yeliz blogunda benden bahsedince yine bir hareketlenme olmuş buralarda:) O zaman başladığım işi yarım bırakmayıp Yedi İklim-Küçük Kara Balık ile devam eden masalımıza bir göz atalım..

                   Bizim Küçük Kara Balık kolay geçen bir oryantasyon sürecinden sonra tam gün başladı okula, sanmayın ki koşa koşa gitti her sabah, 3 yaşına yeni girmiş olan Ada.. İlk iki hafta her sabah olmak üzere- zamanla azalan bir süreçte- "Bugün okul var mı?" diyerek hatta bazen ağlayıp "Ben gitmek istemiyorum" diyerek gitti ama Yedi İklim'e varınca bu süreci devam ettirmedi orada, her çocuk farklı tabii, biz bu kadar çabuk atlatırken bazı çocuklar için daha uzun sürdü bu süreç.. Yaklaşım olarak oryantasyon ve bunun uygulanış biçimi bence Ada'ya iyi geldi. Azar azar sürelerle ve az çocukla uyum sağlamaya çalışması birden bir kaosun ve kalabalığın içine girmemesi onu rahatlattı.

10 Aralık 2014 Çarşamba

Kış Depresyonunu Yenerken:)

Dün sabah güne erken kalkıp yoga eğitmenimiz Deniz'in öğrettiği önce kaşıkla dil temizleme ardından elma sirkeli ballı su ve güneşi selamlama ile başlayınca ve başlamanın gücüyle devamının gelmesini umut etmiştim. Ve akşam yürüyüp sabah yine güneşi selamlama yoga hareketlerini yapınca sanırım iyi hissetmemek elde değil.. Sporun her türlüsünün insanın mutlu edecek hormon salgılattığı zaten bilinen bir gerçek, ama bir de Cemal Süreyya'nın dediği gibi "Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı". Düşününce bence sana iyi gelecek her türlü rutin seni mutlu kılar. Oldum olası rutinlerine bağlı bir insanım evet zaman zaman zorlukları, huzursuz eden tarafları oluyor ama rutin aynı zamanda bilinir olan beni 
rahatlatıyor.


2 Nisan 2014 Çarşamba

Otizmi Farket Yaşamı Paylaş


Otizmi fark et yaşamı paylaş derken otizmli bireylere acımadan, onları ötekileştirmeden anlayarak yanlarında olmanın yanı sıra onlar için birşeyler yapmaktan bahsediyoruz.. Çocuğunuzun bir otizmli çocukla arkadaş olmasından bahsediyoruz..
Aynı zamanda "Otizmi Duy Gör Farket Anla Oku Öğren" bununla beraber değişmeye başlayacak yavaş yavaş..

#2NisanOtizmOrtakYayin
#otizmifarketyasamipaylas
2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü bloggerlar ortak yayınıdır. 
YAŞAMA ORTAK PENCEREDEN BAKMAK

21 Mart 2014 Cuma

Özgürlüğümüz Kısıtlanamaz

Bu bir ortak yayındır. Bu konuya duyarlı birçok blogda bugün bu yazıyı göreceksiniz.
***
Özgürlüğümüz kısıtlanamaz
#TwitterBlockedinTurkey
T.C. Anayasası
VIII. DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA VE YAYMA HÜRRİYETİ
Madde 26
Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma haklarına sahiptir.
Dün gece yarısı ülkemizde anayasa ihlal edilmiştir. Uluslar arası bir sosyal paylaşım ağı olan Twitter’a erişim farklı mahkeme kararları ile engellenmiş, halkın kendisini ifade etme ve haber alma özgürlüğü kısıtlanmıştır.
T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan dün Bursa’da düzenlediği seçim mitinginde “Twitter mwitter, hepsinin kökünü kazıyacağız Uluslararası camia şöyle der, böyle der hiç umurumda değil. Herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü görecek.” dedikten ve Başbakanlık Basın Müşavirliği’nin “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bazı linklerin kaldırılmasına ilişkin mahkemelerden çıkarmış oldukları kararların uygulanması konusunda Twitter yetkililerinin duyarsız kaldıkları bir süreç söz konusudur. Mahkeme kararlarını umursamama, hukukun gereğini yerine getirmeme biçimindeki bu tutumda bir değişiklik gözlenmemesi halinde, vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermek için teknik olarak, Twitter’e erişimin engellenmesinden başka çare kalmayabileceği belirtilmektedir” açıklamasından sadece bir kaç saat sonra gece yarısı Twitter’a Türkiye’den erişim yasaklanmıştır. Internet servis sağlayıcılarına ulaşan mahkeme kararları ile Twitter’a ülke sınırları içinden erişim kapatılmış, mobil cihazlarda kullanılan 3G erişimi de aynı şekilde engellenmiştir.
Yasakların ve sansürün bir çözüm olmadığını, sosyal medyanın susturulamayacağını, özgürlüklerin sansür yoluyla kısıtlanamayacağını herkesin görmesi, bilmesi gerekir. Bunu dün gece Twitter yasaklandıktan kısa bir süre sonra DNS ayarlarında değişiklik yaparak veya VPN, Hotspot Shield gibi bazı programlar üzerinden mecraya giren milyonlarca Türk kullanıcısı da göstermiştir.
Sayıları 12 milyona yaklaşan Türkiyeli Twitter kullanıcıları #TwitterBlockedinTurkey etiketiyle konuyu bir saat içinde Twitter’da dünya çapında en çok konuşulan etikete taşımış,farklı etiketlerle gece boyunca TT listesinde kalarak, dünya kamuoyunun dikkatini çekmiştir. Yasaklamadan sonraki ilk 4 saat içinde 2,5 milyondan fazla Türkçe tweet gönderildiği hesaplanmaktadır. Şu anda dünya basını Türkiye’deki Twitter yasağını öncelikli haber olarak vermekte, bunun özgürlükleri baltalama yönünde bir girişim olduğunu söylemektedir.
Biz, ülkemizin geleceğini oluşturacak çocukları yetiştiren anne babalar olarak Gezi Parkı direnişi ile tırmanan ve 17 Aralık süreciyle hızlanan şiddet ve sansür uygulamalarını esefle izlemekteyiz. Türkiye’nin gerçek demokrasiden gün be gün uzaklaşmasından, meclisinden medyasına, emniyet güçlerinden yargısına kadar her türlü sistemin çivisinin çıkmış olmasından derin bir endişe duymaktayız.
Dün geceki yasak kararıyla Türkiye dünya üzerinde Twitter’a erişimin engellendiği Çin dışındaki tek ülke olmuştur. Bunun utancı ve ayıbı bu yasağı getirmeye cesaret edenlere ait olmakla birlikte, ağırlığını omuzlarımızda taşımaktayız.
Bu ülkenin gelecek nesillerinin özgür bireyler olarak büyümesini en çok isteyen ve bunun için emek veren anne babalar olarak hükümetin son aylarda giderek artan baskıcı tavırlarını kabul etmiyor ve bu sansürü şiddetle kınıyoruz.
Herkesi gerek internet üzerinden, gerekse etrafımıza bu durumu anlatarak konuyu protesto etmeye ve nihai olarak da 30 Mart 2014 Pazar günü yapılacak olan yerel seçimlerde vatandaşlık hak ve sorumluluğu olan oy kullanma görevini mutlaka yerine getirmeye davet ediyoruz.
Blogger Anne ve Babalar

3 Aralık 2013 Salı

Kitap kulübü

"Ama kitaplarınız yalnızca birkaç kişiye hitap edebilecek kitaplar değil." dedi Breuer.

Hep vardı hayatımda kitaplar, kendimi bildim bileli.. Elime geçen ilk kitaptan bir sayfa açıp bir cümle seçtiğimde bunun da kitaplarla ilgili olması tesadüf mü bilemem..
Kitaplar hep vardı, ama bir okuma kulübü hiç olmamıştı. Ne zaman ki blog yazarlarını takip etmeye başladım ne zaman ki Günün Çorbası Yeliz'in blogunda kitap kulübü yazısı gördüm işte o zamandır Yeliz'in peşini bırakmadım ve ne yaptım ettim bu kulübe girdim- aslında çok çaba sarf etmedim, saolsun Yeliz hemen kabul etti beni:))-
Ve o gün bugündür-Nisan 2013- bir kitap kulübünün -biz ona kısaca hayalkurdumokuyorum diyoruz- toplantılarına düzenli olarak katılır oldum. İlk başlarda git-gel yaşasam da şimdi bir toplantıyı kaçıracağım, bir aksilik çıkacak diye endişeleniyorum.
Hiç birini yüz yüze tanımadığım, sadece Yeliz'i blogundan takip ettiğim bir grubun içerisindeydim. Tabii ki ilk toplantı benim için gergin olmuştu; ne işim var benim burda?, bu insanlar kim? gibi sorularla toplantıyı bitirip eve giderken yine de bir sonraki toplantıya gideceğim belliydi..

Düğümlere Üfleyen Kadınlar, Zorba, Var oluş Yok oluş, Kardeşimin Hikayesi, Deli Kadın Hikayeleri, Anne-Baba ve diğer Ölümcül Şeyler, Peri Gazozu, Gurur ve Önyargı ve

son olarak Nietzsche Ağladığında..

İşte yukarıdaki cümlede bu kitaptan bir alıntıydı, blog fırtınası kapsamında

Bloguma hep kitaplarla ilgili yazı yazmak istemiştim, genel bir giriş ile başlayalım belli  mi olur belki bu ödevler sayesinde kitapları da yazarım yavaş yavaş..

#blogfirtinasi 2.gün.

Blog fırtınası

Bu sabah mail kutumdaki babaolmak' tan gelen blog fırtınası mailinin ardından tamam dedim, yazacağım yazacağım diyorum ama oturup başına bilgisayarın şu kafamdakileri yazamıyorum. Bu benim için iyi bir fırsat olur görev adamı olunca ve her güne bir ödev verilince oldu bu iş dedim, bakalım hala aynı mıyım, ödevlerimi günü gününe yapabilecek miyim?


Blog Fırtınası nedir  peki? tamamenatiyorum.com'un başlattığı bir meydan okuma, buyrun kendisi aşağıda anlatıyor:)

31 gün. 31 ödev. Aralık ayı boyunca her gün bir yazı.
Aralık ayı boyunca her güne bir tane yazı yazarak, blog yazımını tekrar canlandırmak için yapılan bu eyleme bakalım ben ne kadar katılabilceğim..
Ödevler de şu şekilde:
Gün 1. Yazınıza “Bir varmış, bir yokmuş” ile başlayın.
Gün 2. Herhangi bir kitabın, herhangi bir sayfasını açın ve bir satır seçin. O satırla yazıya başlayın, gerisi sizden…
Gün 3. Dünyada istediğiniz bir yere gidebilecek olsanız nereyi seçerdiniz, düşünün. Oradaki deneyiminizi yazın.
Gün 4. Kafanızdan bir karakter atın ve onun hikayesini yazın.
Gün 5. Bir rüyanızı veya kabusunuzu hikaye şeklinde yazın.
Gün 6. “Mutfakta penceremin önünde duruyorum…” Başlangıç cümlesi bu, gerisi serbest.
Gün 7. En sevdiğiniz mevsimi yazınızda okuyuculara da yaşatın.
Gün 8. En sevdiğiniz şarkıyı alın, ismi ve sözleri yazınıza ilham olsun.
Gün 9. Bir kafedesiniz, başınızı kaldırdınız ki kimi göresiniz! “Kimi” kısmı size kalmış, buyrun yazıda anlatın.
Gün 10. Eskiden yazdığınız bir şeyi bulun. Girişini tekrar yazıp ona yepyeni bir ton verin.
Gün 11. İlk işiniz hakkında yazın.
Gün 12. Sevdiğiniz birini bir karaktere çevirin ve onun hakkında yazın.
Gün 13. Hep hayalini kurduğunuz evde yaşıyor olsanız nasıl bir şey olurdu onu yazın.
Gün 14. “Fırtınalı ve karanlık bir geceydi…” Yazıya bununla başlıyoruz, sonra neler oluyor bakıyoruz.
Gün 15. İyi ya da kötü, herhangi bir çocukluk anınıza yeniden hayat verin, bugünkü içgörülerinizle tekrar bakın.
Gün 16. Son yediğiniz yemeği tüm detaylarıyla anlatın, ağzımız sulansın.
Gün 17. Bugüne kadar yaptığınız en güzel tatili yarattığınız bir karakter yaşamış gibi anlatın.
Gün 18. En sevdiğiniz kitabın adı yazınıza ilham versin.
Gün 19. Çocukkenki halinizi hikayenizdeki bir karakter olarak anlatın.
Gün 20. Burcunuzun özellikleriyle bir karakter veya bir dünya yaratın.
Gün 21. Dışarı çıkın ve dışarıda gördükleriniz hakkında yazın.
Gün 22. Geçmiş hayatınızda biriymişsiniz. Kimmişsiniz? Ne yaparmışsınız?
Gün 23. En sevdiğiniz kurgu karakterin günlüğüne yazdığı bir yazıyı yazın.
Gün 24. Bir gemi veya araba yolculuğundasınız, sizden yaşamak isteyeceğiniz yol hikayesini bekliyoruz.
Gün 25. Su temasına dair aklınıza geleni yazın.
Gün 26. Geleceği hayal ettiğinizde ne görüyorsunuz? Bilim-kurgudan bahsediyoruz, evet!
Gün 27. En sevdiğiniz peri masalına yeni bir son yazın.
Gün 28. Şu an olduğunuz kişiyi bir hikayedeki bir karaktere çevirin.
Gün 29. Ne yazarsanız yazın, sonu bitmemiş olsun, “devamı gelecek” hissi uyandırsın.
Gün 30. İlham perinize bir mektup yazın.
Gün 31. Konumuz yeni yıl. Yeni yıldan beklentileriniz, yeni yıl kararlarınız ya da aklınıza ne gelirse…

21 Kasım 2012 Çarşamba

Blogger anneler



Blog okumaya ilk başladığımda blog blog gezerken haberim oldu - blogger anneler - grubundan o zaman henüz ne blog yazmaya başlamıştım ne de anneydim..
Şimdi artık her ikisi de olduğuma göre buna vesile olan blogger anneler blogunun editörü fotografik hatıralar ' a çok teşekkür ederim:)

19 Kasım 2012 Pazartesi

Blog tanıtımı

Blog yazmaktan daha çok blog okumakla geçiriyorum zamanı bu alemde. Okuduğum, incelediğim, takip ettiğim blog sayısı ise ne yazık ki çok fazla değil. Daha çok işime yarar bilgilerin bulunduğu blogları gezmeyi tercih ediyorum. Son zamanlarda ise "Acaba bugün bir şey yazmış mı? Bu konuda ne diyor?" diyerek takip ettiğim bir blog var: www.dokuzuncubulut.com

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...