Pazar günü geldiğinde kahvaltının
yanında olmazsa olmazdır gazete benim için.. Geçmişe dönüp bakınca hep belli
insanları takip ettiğimi, çoğunlukla aynı gazeteyi aldığımı, kahvaltı bitip de
çayın yanında gazete okuduğum zaman huzurlu ve tamamlanmış hissettiğimi fark
ettim. Peki bu fotoğraf ne zamana aitti? Çok çok eskilere, ben daha okumayı
bilmediğim gazetelere sadece bakabildiğim zamanlara aitti.
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Nisan 2014 Salı
3 Aralık 2013 Salı
Kitap kulübü
"Ama kitaplarınız yalnızca birkaç kişiye hitap edebilecek kitaplar değil." dedi Breuer.
Hep vardı hayatımda kitaplar, kendimi bildim bileli.. Elime geçen ilk kitaptan bir sayfa açıp bir cümle seçtiğimde bunun da kitaplarla ilgili olması tesadüf mü bilemem..
Kitaplar hep vardı, ama bir okuma kulübü hiç olmamıştı. Ne zaman ki blog yazarlarını takip etmeye başladım ne zaman ki Günün Çorbası Yeliz'in blogunda kitap kulübü yazısı gördüm işte o zamandır Yeliz'in peşini bırakmadım ve ne yaptım ettim bu kulübe girdim- aslında çok çaba sarf etmedim, saolsun Yeliz hemen kabul etti beni:))-
Ve o gün bugündür-Nisan 2013- bir kitap kulübünün -biz ona kısaca hayalkurdumokuyorum diyoruz- toplantılarına düzenli olarak katılır oldum. İlk başlarda git-gel yaşasam da şimdi bir toplantıyı kaçıracağım, bir aksilik çıkacak diye endişeleniyorum.
Hiç birini yüz yüze tanımadığım, sadece Yeliz'i blogundan takip ettiğim bir grubun içerisindeydim. Tabii ki ilk toplantı benim için gergin olmuştu; ne işim var benim burda?, bu insanlar kim? gibi sorularla toplantıyı bitirip eve giderken yine de bir sonraki toplantıya gideceğim belliydi..
Düğümlere Üfleyen Kadınlar, Zorba, Var oluş Yok oluş, Kardeşimin Hikayesi, Deli Kadın Hikayeleri, Anne-Baba ve diğer Ölümcül Şeyler, Peri Gazozu, Gurur ve Önyargı ve
son olarak Nietzsche Ağladığında..
İşte yukarıdaki cümlede bu kitaptan bir alıntıydı, blog fırtınası kapsamında
Bloguma hep kitaplarla ilgili yazı yazmak istemiştim, genel bir giriş ile başlayalım belli mi olur belki bu ödevler sayesinde kitapları da yazarım yavaş yavaş..
#blogfirtinasi 2.gün.
Hep vardı hayatımda kitaplar, kendimi bildim bileli.. Elime geçen ilk kitaptan bir sayfa açıp bir cümle seçtiğimde bunun da kitaplarla ilgili olması tesadüf mü bilemem..
Kitaplar hep vardı, ama bir okuma kulübü hiç olmamıştı. Ne zaman ki blog yazarlarını takip etmeye başladım ne zaman ki Günün Çorbası Yeliz'in blogunda kitap kulübü yazısı gördüm işte o zamandır Yeliz'in peşini bırakmadım ve ne yaptım ettim bu kulübe girdim- aslında çok çaba sarf etmedim, saolsun Yeliz hemen kabul etti beni:))-
Ve o gün bugündür-Nisan 2013- bir kitap kulübünün -biz ona kısaca hayalkurdumokuyorum diyoruz- toplantılarına düzenli olarak katılır oldum. İlk başlarda git-gel yaşasam da şimdi bir toplantıyı kaçıracağım, bir aksilik çıkacak diye endişeleniyorum.
Hiç birini yüz yüze tanımadığım, sadece Yeliz'i blogundan takip ettiğim bir grubun içerisindeydim. Tabii ki ilk toplantı benim için gergin olmuştu; ne işim var benim burda?, bu insanlar kim? gibi sorularla toplantıyı bitirip eve giderken yine de bir sonraki toplantıya gideceğim belliydi..
Düğümlere Üfleyen Kadınlar, Zorba, Var oluş Yok oluş, Kardeşimin Hikayesi, Deli Kadın Hikayeleri, Anne-Baba ve diğer Ölümcül Şeyler, Peri Gazozu, Gurur ve Önyargı ve
son olarak Nietzsche Ağladığında..
İşte yukarıdaki cümlede bu kitaptan bir alıntıydı, blog fırtınası kapsamında
Bloguma hep kitaplarla ilgili yazı yazmak istemiştim, genel bir giriş ile başlayalım belli mi olur belki bu ödevler sayesinde kitapları da yazarım yavaş yavaş..
#blogfirtinasi 2.gün.
16 Mart 2013 Cumartesi
Pengu'nun Düşü
İşim gereği uzun zamandır çocuk kitaplarıyla ilgilensemde çocuk kitaplarına bu açıdan bakmamış ya da göz ardı etmiştim. Benim için önemli olan 5 N 1 K soruları ve hikaye anlatımıydı.
Ne zaman ki Ada doğdu "Bu kitaplarda ne yazıyor, içeriği nedir? " diye düşünmeye başladım. Bir de Günün Çorbasının NTVMSNBC de çocuk kitapları hakkında yazmasıyla ondan rol çalar gibi oldum ve "Pengu' nun Düşü" hakkında yazmak farz oldu.
Bugün bir nevi oğlum sayılan Yalım seans sırasında bunu okuyalım diyerek getirdi malum kitabı..
Hikayeye göre Pengu sıcak ülkelerin özlemiyle yanıp tutuşan bir penguen ve bir gün yola düşüyor -küçük kara balık- misali ve kendini ağaçlarla çevrili bir parkta buluyor, çok seviniyor çocukları görünce lakin sonra yorgunluktan -ve tabii ki SICAKtan- bayılıyor ve park bekçisi de onun hayvanat bahçesinden kaçtığını düşünüp onu ait olduğu yere götürüyor ve kahramanımız Pengu çok mutlu oluyor, annesini özleyecek ama olsun demir parmaklıklar arkasında hayat çok güzel.. Nerde bülbülü altın kafese koymuşlar nerde Pengu'nun düşü..
Hayır Pengu'nun evden ayrılışında bur problem yok ama hayvanat bahçesinin mutlu mesut yuva gibi sunulması hoş değil.. Sen hiç mi gitmedin diyeceksin Sasalı' ya gittim gitmem mi!!!!
Sen sistemi eleştireceğine kendine bak diyebilirsiniz ama aslında bu bir sistem eleştirisi değil bunu köyden kente göç eleştirisi olarak ta yapabilirdim ama abartmayayım dedim.
Neyse serinin diğer kitapları bu kadar feci durumda değilse de eleştirecek bir yan her daim vardır. - eleştirel ebeveynim tuttu mu kimse beni tutamaz:))-
Ne zaman ki Ada doğdu "Bu kitaplarda ne yazıyor, içeriği nedir? " diye düşünmeye başladım. Bir de Günün Çorbasının NTVMSNBC de çocuk kitapları hakkında yazmasıyla ondan rol çalar gibi oldum ve "Pengu' nun Düşü" hakkında yazmak farz oldu.
Bugün bir nevi oğlum sayılan Yalım seans sırasında bunu okuyalım diyerek getirdi malum kitabı..
Hikayeye göre Pengu sıcak ülkelerin özlemiyle yanıp tutuşan bir penguen ve bir gün yola düşüyor -küçük kara balık- misali ve kendini ağaçlarla çevrili bir parkta buluyor, çok seviniyor çocukları görünce lakin sonra yorgunluktan -ve tabii ki SICAKtan- bayılıyor ve park bekçisi de onun hayvanat bahçesinden kaçtığını düşünüp onu ait olduğu yere götürüyor ve kahramanımız Pengu çok mutlu oluyor, annesini özleyecek ama olsun demir parmaklıklar arkasında hayat çok güzel.. Nerde bülbülü altın kafese koymuşlar nerde Pengu'nun düşü..
Hayır Pengu'nun evden ayrılışında bur problem yok ama hayvanat bahçesinin mutlu mesut yuva gibi sunulması hoş değil.. Sen hiç mi gitmedin diyeceksin Sasalı' ya gittim gitmem mi!!!!
Sen sistemi eleştireceğine kendine bak diyebilirsiniz ama aslında bu bir sistem eleştirisi değil bunu köyden kente göç eleştirisi olarak ta yapabilirdim ama abartmayayım dedim.
Neyse serinin diğer kitapları bu kadar feci durumda değilse de eleştirecek bir yan her daim vardır. - eleştirel ebeveynim tuttu mu kimse beni tutamaz:))-
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

