psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
psikoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2016 Cuma

Ruhum

Kitap kulübümüzde her gün 6 dakika yazı yazma alıştırmaları yapmaya başladık. Neden 6 dakika olduğu konusuna gelince http://yesimcimcoz.blogspot.com.tr/ blogunda anlatmış:)
Ben kendimi tanımak için yazıyorum 6 dakika yazılarını, bir nevi terapi.. 6 dakika kalemi kaldırmadan yaz, kurgulama, bırak aksın serbest çağrışımlar.. Sonra otur düşün üzerine:)

Ve bugünün kelimesi -ruhum-

"Ne zaman geldin ruhum, görmedim seni" diyor şarkıda "özledim" diye devam ediyor. Ne çok söylerdim ve dinlerdim ama sanki anlamını bilmeden ya da bilsem de fark etmeden.Gençliğin verdiği duygu iniş çıkışlarını depresyon zanneder, melankoliden kurtulamazdık. Hep bir yalnızlık, hep bir terk ediliş, hep bir acı.. Aslında nasıl da çok-muşum meğer, ruhum fark etmesem de nasıl da..

35 yaşından dönüp bakınca 20'li yaşlarıma ruhumu fark etmeden ama ruhuma iyi gelecek şekilde yaşamışım .

Şimdi ruhumu arıyorum, arayışların içinde kaybolmadan kendimi bulmaya çalışıyorum. Yavaş yavaş dokunuyorum gizli kalmış odalarına incitmeden, severek, kabul ederek..

İşte şimdi geliyor ruhum, benden korkmadan, saklanmadan..



Görsel: urbanmanitou-deviantart

31 Mart 2016 Perşembe

Yalan

Yazar mıydım bilmiyorum, yine aynı sözü görmeseydim bugün şu geçmiş zaman olur ki uygulamalarından birinde, yazmayalı ne kadar uzun zaman olmuşken...

Bahsi geçen söz Tezer'ciğim Özlü'nün "Hiç kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum." sözü..

İnsanlar hakkında bildiklerimiz insanların söyledikleri kadardır, önermesinden çıkarsak yola, burada konuşmayı sonlandırıp dükkanı kapatmak gerekirdi. Ama hep bir öncesi, bir anlatılmayan, bir merak edilen yok mudur? Ve şüphe etmek başlatmadı mı bütün sorgulamaları?

Belki bu düşünüş tarzından belki de hani o küçüklükten eksik kalan -güven- duygusundan hep bir yalan, bir aldatılma, bir kandırılma aramadım mı? Zihin hep bu yönde işleyince de yalanları görmek -ki insanlar gözümün içine baka baka yalan söylerken- bu kadar zor muydu? Ya da herkes yalanları görüyordu da görmemeyi mi tercih ediyordu akıl sağlığı için?


Bu bir 6 dakika denemesidir:)




10 Eylül 2014 Çarşamba

Anaokulu (Erken Çocukluk Öğrenme Merkezi) Seçimi

             Geçen sene özel okulların içinde bulunduğu durumdan ve biraz da özel okullardan gelen öğrenci profilinden dolayı "Çocuğumu devlet okuluna veririm kardeşim!" deyip olaya son noktayı koyduğumu sanmıştım. Hatta arkadaşım Bahar "Dur, acele etme fikrin değişebilir" demişti tecrübeli olarak...
         
             Gel gelelim  bu sene temmuz ayının sonunda çıkan yasa ile anaokullarının yarım gün olmasına karar veren devletlümüz beni telaşlara sardı. Hemen kaydetmeyi düşündüğümüz devlet okuluna gidip durumu sorduğumuzda bir hal çaresine bakmaya çalıştıklarını öğrendik. Fakat beni bir telaş almıştı, bir çare bulsalar bile bu çare ne kadar süre işleyebilecekti, daha başımıza neler gelebilirdi??

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Bir emzik bırakma hikayesi-son-

             Emzik bırakma ile ilgili yaşadıklarımızı yine her zaman olduğu gibi bir ki yazıp bırakmışım, bugün son girilen sayfalarda görünce hemen son durumu yazma zorunluluğu hissettim. Malum milyonlar beni izlediğinden:)))

4 Aralık 2013 Çarşamba

Ellerim acır mı?

"Dokunsam mı?"
"Ellerim acır mı?
"Yoksa yakar mı beni?
"Kırmızı.."
"Dokunsam mı?"
"Ellerim acır mı?
"Yoksa yakar mı beni?...

......

"Yok dokunamam.."
"Ama sıraya dizmeliyim tümünü, bak hepsi aynı sırada olmalı. sarı-mavi-yeşil ve sonra kırmızı"
"Dokunsam mı?"
"Ellerim acır mı?
"Yoksa yakar mı beni?
....

"Sıraya dizemezsem onları.. Evet sıraya dizemezsem ya dizemezsem"
"Kırmızıyı almalıyım, sarı-mavi-yeşil-kırmızı.."


"Her şeyi sıraya diziyor"
"Bak şimdi de elini kırmızı olan götürüp çekiyor"
"Ne yapıyor bu çocuk?
"Ne kadar anlamsız..Soruyorsun cevap vermiyor"
"Oğlum, oğlummm bak hiç duyuyor mu beni!!"
"Varsa yoksa sıralasın her şeyi..."
"Al bak al, kırmızıyı da koy, alsana oğlum"

........






"Durduramıyorum ki kendimi, ne zaman bağırıp kendimi yere atsam ve vurmaya başlasam sanki işte o zaman beni anlıyorlar..."


#blogfirtinasi 4.gün.

28 Mayıs 2013 Salı

Oyun incelemesi- Panda Monium

Nerden baksan 10. yıla giriyorum bu sene, 10 yıl önce mezun oldum okuldan.. O zaman bu zaman farklı gelişim gösteren çocuklarla çalışıyorum. Oyunlar, hikaye kitapları, yardımcı kitaplar, oyuncaklar arasında geçen yıllar ve geçecek yıllar:)
Geçen yazılardan birinde bir çocuk kitabındaki yanlışlıklar dikkatimi çekmişti, sonra da Panda Monium oyununu oynarken gizli kapaklı yapılan cinsiyet ayrımcılığına takıldım.Grup halinde oynanan bu oyundan her kart için yapılacak belirli bir hareket var: karttaki Panda ellerini davul çalıyorsa ellerini yere vurmak ya da viyolonsel çalıyorsa omuzlarına dokunmak gibi..



Çocuklar her kartta ne yapıldığını tanıtıyorum sonra biraz ısınma turları ve ardından oyun başlıyor acayip eğleniyorlar.. Hem kısa süreli bellek hem görsel hafıza hem motor taklit ve daha daha birçok beceri çalışılıyor. Kartta ne yapılacağını unutan çocuk ise arkadaşlarına bakarak taklit etmeyi ve dikkatini odaklamayı öğrenebiliyor. Buraya kadar çok güzel olan bu oyunda çocuklara gizli bir mesaj varmış gibi geldi bana. Kartlarda bir tane kadın panda var diğerleri erkek ve şarkı söyleyen kadın panda kartının hareketi -kulakları kapama- iken şarkı söyleyen erkek panda kartının hareketi -ayağa kalkma-
                              

Bilmem anlatabildim mi?! Belki ufak bir detay belki daha neler var diyeceksiniz ama önemli bir detay..

24 Mart 2013 Pazar

Kız çocuk - erkek çocuk

Geçen gün evi süpürürken Ada hemen yanımda bitiverdi, ıslak mendillerini gösterip içinden bir tane istedi. Yine her zaman ki -düşünmeden hareket et- tarafımla "Hayır" dedim ( Çünkü ıslak mendillerle zararlı ve içimde öyle bir anne var ki herşey zararlı bazen onun için) ve uzaklaştırmaya çalıştım, dikkatini dağıtmak hiç işe yaramadı. Israrla ıslak mendil istiyordu ve -bak, gör, izle ve anla tarafımla( ki her zaman onu bulamıyorum)- ıslak mendilil uzattım ve evet yine önce hayır sonra evetle yanlış davrandım ama bu bir başka yazının konusu..
Islak mendili alır almaz başladı silmeye, yerler, sandalyeler, dolap, koltuk büyük bir hızla siliyordu; doğru ya annesi ev işi yapıyorsa o da hemen işe koyulmalıydı..

Bir an durdum ve izledim.. Üzerine hep konuştuğumuz şeylerin gerçekleştiği anlardan biriydi, cinsiyet rolleri, kız çocuklar evcilik, erkek çocuklar daha mühim oyunlar oynar..
Bebek giysilerindeki renk seçimlerinden, sunulan oyuncaklara kadar herşey cinsiyet temelli ve bu rolleri öğretmeye yönelik.. Ada' ya bebek hediye eden hatta alışveriş arabası getiren oldu fakat tamir aleti, doktorculuk setini daha göremedik. Ki sen annesi olarak ne yapıyorsun diye soran olabilir..
Doğmadan önce "ıııı pembe mi kılım o renge, her şey kız kız o ne öyle" düşüncelerime rağmen her yer pembe oluverdi bir anda, karşı durup tam zıt yönde davranmakta uygun gelmedi bana belki de bana dedikleri gibi - erkek gibi kız- olmasını da istemedim Ada' nın ve bilinçaltından yönlendirmelerle bir süre epey bir kız oldu:) Hoş bebekken pembe giydirmesek "erkek mi" diyen de çok oluyordu.
Bir süre sonra kendi bilinçaltımı boş verip hangi yanımlaysa artık pembe dışında giysiler ve hatta erkek reyonunda pantolon, tişörtler almaya başladım. Dolapta elbiselerin, pembe giysilerin yanında yer buldular kendilerine..
Oyuncak konusunda da Ada doğduktan sonra ve öncesinde hiç bebek almadım, hatta tanıdıklarımız kızıp bebek hediye ettiler ama bir çok pelüş hayvan aldım, yer gök kedi, köpek, tırtıl, domuz v.s. oldu  ve Ada zamanı geldiğinde konuşup ayaklanınca  "tedi", "hava", "cicii" deyip sokaklarda hayvan aramaya başladı. Ama baktım ki bebek bulamasa da tutmuş hayvanlara yemek yediriyor, bakım veren ebeveyn çıktı çocuğun içinden..
Derken baktım ki deli gibi top hastası olmuş bizim kız, "tamam dedim, olacak bu iş":) Ben "basketbolcu" olsun derken babası "kızlara voleybol yakışır" demez mi!!!! Bu kız VOLEYBOL oynayamaz oynatmam, ben oynamadım hem annesi hentbol kalecisi olan birine hiç yakışır mı?
Bir de başıma kız sporları çıktı şimdi.. Neyse daha var, bir süre önümdekilerle boğuşayım..

Bugün de gelip dolap yaparken bana yardım edince içime su serpildi:)

Ve tüm bu annelikleri rafa kaldırıp işime geri dönünce -bu yaş döneminde ben ne yapsam onu isteyecek- gerçeğini kabul edip arkama yaslandım..

Peki ya oğlum olsaydı o zaman içimden feminist annenin bir kızı olarak oğluma iş yaptırır mıydım yoksa elini sıcak sudan soğuk suya sokmaz mıydım!?!

Ben sanırım oğlum olsaydı ona da Barbie bebek alırdım:)



2 Mart 2013 Cumartesi

Hastalıklarla düzene giren uyku

Her hastalıkta bir huy değişir derler; Ada'nın 10 günü geçen ishali ve ardından başlayan ateş, soğuk algınlığı ikilisiyle beraber epey bir huyu değişti. Mızmızlıkta, her olumsuzlukta ağlama da bir numara oldu ama tüm bunlarla beraber değişen iyi birşeylerde oldu, gündüz uykularında sallanmayı bıraktı ve süreleri uzadı. Gece uykularında ne yazık ki uyanmalara devam.. Fakat bu konuda ilerleme sağlamamız için bir yol keşfetmiş oldum. Aptamil tutkunu olan kızım ishalden dolayi süte ara verdi ama "tütü tütü" diyerek ağlamaya devam edince doktorumuz ishal olunca kullanılabilecek bir hazır mama önerdi, Aptamil olanını eczanede bulamadık yerine Bebelac aldık ve Ada bir heves atladı üstüne ama tadı herhalde çok ta hoşuna gitmemiş olacak ki her zaman içtiği kadar içmedi ve böylece yavaş yavaş gece içtiği sütü azaltmam daha kolay olacak. Her gece içtiği 180 ml 10 ar ml azaltılarak sonlandırılacak ve yerine gece yatmadan süt içme geçirilecek ve bu aşamada da süt önce verilip ardından anne sütü verilerek memeyide bırakması sağlanacak. Tüm bunlar benim planlarım tabiii, yeni bir hastalıkla yine dağılmazsak göreceğiz..
Bunlara ek olarak geceleri yanına yatarak uyutma olayında yine aynı şekilde ufak adımlarla uzaklaşmaya başlıyorum. Bugün yanına yatmayıp yatağının yanına bir sandalye koyarak başladım, mesafeyi giderek açarak odanın dışına çıkmayı planlıyorum.

23 Ocak 2013 Çarşamba

Herşey mi anne-babanın suçu?

Filmlerde terapiste giden kişi genelde bir divana uzanır ve başlar çocukluğunu anlatmaya ya da en iyi ihtimal oturup gündemindeki konulardan bahseder ve terapist sorar: "Peki annen/ baban?"...
Dönüp dolaşıp konu aynı yere gelir.

4 Ocak 2013 Cuma

Uyku sorunu

Aslına bakılırsa uyku sorunu mu bu durum ben mi büyütüyorum yoksa okuduklarımdan dolayı mı böyle düşünüyorum bilmiyorum... Sanırım uykusuzluk başıma vurdu, gecenin ikisinde yazmaya kalkışınca.
Şu müthiş bebek bakımı kitapları ve internetteki yazılarda denilir ki 6 aydan sonra bebekler gece acıkmaz ve acıktığı için uyanmaz ve hatta sabaha kadar uyuyabilirler! Peki gerçekte durum nedir, daha önce ki yazımda da bahsettiğim gibi "her çocuk farklıdır, her aile yapısı farklıdır".

19 Kasım 2012 Pazartesi

Değişen durumlar ve uyku..

14 ay 10 gündür çocuklu bir hayatımız var, çekirdek aile olarak..Aslında buna hamilelik dönemini de eklemek gerekiyor.Kimine göre kısa kimine göre ise uzun bir süreç..
İlk zamanlarda "Aman da ne uslu bebek, sesi çıkmıyor bunun" tarzı söylemlerin yerini "yaramaz mı olacak bu çocuk ne?" ifadelerine bıraktığı günlerdeyiz.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...