Çok meraklıydık ortaokul, lise çağlarında en sevdiğiniz sanatçı, en sevdiğiniz renk, en sevdiğiniz arkadaşınız, en sevdiğiniz şarkı tarzı sorulara malum ergenliği anket defterleri ile geçmiş biri olarak:)
Şimdi çok mu büyüdüm, bilmiyorum büyümesem de zamanla değişti hayat herşey farklılaştı..
Hayalller, ümitler, bakış açıları...
Ne zaman birisi bana "en sevdiğiniz...." ile başlayan bir cümle kursa hep aklıma o anket defterleri gelir. Kendinizi beğendirmek için farklı kişi olma çabaları, aşık olduğun çocuğun okuma ihtimaline karşı yapılan göndermeler, gıcık olduklarını ifşa etmeler, ilan-ı aşklar, biribirine küsenler...
Ama hala gülümsetir beni, derste anket doldururken öğretmene yakalanma halleri:)
Yani neticesinde yaş yolun yarısına az kalmışken "en sevdiğin..." Sorusu bir tek kızımla bitiyor, sevdiklerim ise sürekli değişmiyor tabii ki ama hiç bir şey artık biricik değil, en değil belki de...
Biz bu konuyu bu aralar en çok dinlediklerimle kapatalım, bir de link vereyim malum hepsinin sözlerini yazmaktansa dinlemek, belki de daha hisssetmeye yakın olur.
"Yaz kokusu duyardım kışın ortasında bile.."
Emre Altuğ- Yani
"Terliklerimle gelsem sana sonunda aşkı bulmuş gibi"
Ezgi'nin Günlüğü-Eksik bir şey mi var?
#blogfirtinasi 8
Not: Ne kadar zormuş her gün yazmak, evet artık zaman geçince ödev gibi verilse de yapamıyormuşum, zaman geçince -zamanın kalmıyormuş-..
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Aralık 2013 Pazar
1 Ekim 2013 Salı
Hayat Ağacı
En son 28 Mayıs tarihinde yazmışım, dört ay önce bugünlerde başlamıştı direniş; tam da bahçeli eve felsefi yaklaşım ve kız-erkek arasındaki ayrımcılığın oyunlarda bile olduğundan bahsetmişken.. Evet her şey bir ağaç yüzünden başlamıştı ve mesele bir ağaç değildi elbette..
Zor zamanlardı, etkisi azalmış olsa da insanlarda bir parça farklı bir bakış açısı kazandırdığı için halen devam ediyor aslında.. Ve aslında yazılacak o kadar çok şey var ki, şaşırtan-üzen-gülümseten-umut dolu ve tüketen..
Yazamadım hiç bu konuda ne de bir başka konuda. Bu konuda yazmadan başka bir konudan bahsetmek ise içime sinmedi- çocuklar ölmüştü çünkü.. Ne denilebilirdi ki çocuklar ölüyor halen, birer birer yitiriyoruz sevdiklerimizi.. Hani o hiç tanımasak, gitmesek, görmesek de orada sevdiğimiz çocuklar öldürüldü- Bir yerden başlamalıydı yazmaya ama kaldığım yerden olamazdı artık, kaldığım yerde, kaldığımız yer de değildik hiçbirimiz, biz...
*Hey You, Pink Floyd
*Kızıma Mektup, Bülent Ortaçgil
Zor zamanlardı, etkisi azalmış olsa da insanlarda bir parça farklı bir bakış açısı kazandırdığı için halen devam ediyor aslında.. Ve aslında yazılacak o kadar çok şey var ki, şaşırtan-üzen-gülümseten-umut dolu ve tüketen..
Yazamadım hiç bu konuda ne de bir başka konuda. Bu konuda yazmadan başka bir konudan bahsetmek ise içime sinmedi- çocuklar ölmüştü çünkü.. Ne denilebilirdi ki çocuklar ölüyor halen, birer birer yitiriyoruz sevdiklerimizi.. Hani o hiç tanımasak, gitmesek, görmesek de orada sevdiğimiz çocuklar öldürüldü- Bir yerden başlamalıydı yazmaya ama kaldığım yerden olamazdı artık, kaldığım yerde, kaldığımız yer de değildik hiçbirimiz, biz...
Bu yazıyı yazmaya başladığımda tam da bu çalmaya başladı.. Tesadüf, tesadüf müdür? Bu bir tesadüf değildi tabii ki benim müzik listemde olan bir parçaydı ve benim listemde buna benzer bir çok parça vardı, bu olmasa bir başkası çıkacak ve ben tesadüf mü diyecektim yine.. Biz hazırlıyoruz tesadüfleri... Bir ağaç tesadüf müydü tüm bunların olmasında, bu olanlar tesadüf müydü?
Bu süreçten herkes farklı çıktı, herkes biraz büyüdü belki de ve herkes biraz daha açık olmaya başladı karşısındakine.
Benim için neydi peki gezi, direniş, polisler, medya..
Taksim Gezi Parkı' na hiç gitmedim. Taksim' e gitmişliğim olsa da uzaktan görmüş olsam da hiç gitmedim öncesinde Gezi'ye.. Ama insanlar Gezi için ilk eylem yaptıklarında haberim olmuştu olanlardan daha çadırlar şafak operasyonuyla yerinden sökülmemişti.. Hatta sanırım bahçeli eve felsefi yaklaşım yazısı biraz da oradan aklıma çağrışanlardı. Yani Gezi benim parkım değildi ve evet benim parkımdı içinde ağaçlar olan, içinde yeşili olan..
Şafak operasyonuyla başladı her şey.. Bir sabah ansızın.. Ve birden bire başladı her şey, biriken ne varsa birden dökülmeye başladı ve birer birer öldürdüler çocuklarımızı.. Direniş benim için yeniden umut, heyecan ve ateş olmuştu ve ateş düştüğü yeri yakardı.. Gündüzler bitip geceler başlayınca ayrılmaz oldum TV ve bilgisayarın başından.. Sürekli bir bilgi akışı halindeydim. Şimdi bakınca yanlıştı, hiç plan yapmadan başlamıştı çünkü her şey ve her yer bilgi kirliliği olmuştu bir anda..
Bir başkomiser emeklisiydi dedem- annemin babası polisti- ve dayımı askerler, polisler sayısız işkenceden geçirmişlerdi.. Hiç sevemedim, dedeme rağmen sevemedim polisleri.. Polis benim için küçüklüğümden beri şiddetti, dedem evde silahını temizlerdi.. Polis savaştı, oysa ben barış düşleriyle adı konulmuş bir kız çocuğuydum..
Annem gazeteciydi, gözümü açtığımda hani şu medya denilen şeyin içindeydim, eve gelen gazetelerle büyümüştüm, kardeşim gazetelerden kendi kendine okumayı öğrenmişti.. Ve büyüdüm gazete medya oldu, meydan medya patronları doldu.. Büyüdükçe anladım insan istediğini yazabilir, yazıyla istediğini kandırabilirdi.. Direniş sürecinde "Biz yıllarca güneydoğumuzdaki olayları bu medyadan mı öğrendik?" lafı umuttu benim için farkındalığa dair ufak bir umut..
Bu kadar kısa değil yazacaklarım ama şimdilik bu kadar, umarım yazdıkça yazabilirim..
Ve bitiş.. tesadüf değil bu sefer seçerek "Canım Kızım güzel kızım, adı denizden gelen kızım..Büyükler dünyasına hoşgeldin.."
*Kızıma Mektup, Bülent Ortaçgil
18 Şubat 2013 Pazartesi
Ceylan Ertem- Sezen Aksu Tribute
14 Şubat denildiği zaman tüylerim diken diken oluyor, her yerde kalp, her yerde sevgili, her yerde bir yapış yapışıklık..Neyse herkesin çok sevdiği bugünü daha fazla kötülemeden 2013 14 Şubat-ıyla ilgili yazı yazmama sebep olan konsere getireyim konuyu.
14 Şubatlarda mümkün olduğunca dışarı çıkmam fakat bu sene Ceylan Ertem'in Sezen Aksu şarkıları söyleyeceğini duyunca kendimi tutamadım..Zannetmeyin ki Ceylan 14 Şubat için özel olarak bu programı hazırlamamıştır, bence sadece tesadüftür o gün olması..
İlk olarak Anima grubundan tanıdığımız -ki benim tanışıklığım eskiye dayanır- Ceylan Ertem daha sonra yoluna ilk solo albümü -Soluk- yaparak devam etti. Ve bu albümün ardından "Ütopyalar Güzeldir" ile daha çok insana ulaşmaya başladı. Müzisyen kimliğinin yanı sıra Radyo Programcısı ve fotoğrafçı olan Ceylan Ertem Experimental Rock, Jazz, Trip-Hop, Folk müzik yapmaktadır.
14 Şubat 2013 Perşembe günü saat 22:30'da İzmir Bios Bar'da sahne alarak bizlere çok güzel bir gece yaşattı..
İzmir' e bir daha ne zaman gelir bilmiyorum ama nerede yakalarsanız yakalayın bence kaçırmayın..Biraz utangaç, biraz seksi, biraz dişi, biraz mutlu, biraz eğlenceli, biraz hüzünlü, biraz farklı, biraz hayattan, biraz siyasetten, biraz bizden, biraz biraz biraz...hepsinden azar azar tam tadında...
14 Şubatlarda mümkün olduğunca dışarı çıkmam fakat bu sene Ceylan Ertem'in Sezen Aksu şarkıları söyleyeceğini duyunca kendimi tutamadım..Zannetmeyin ki Ceylan 14 Şubat için özel olarak bu programı hazırlamamıştır, bence sadece tesadüftür o gün olması..
İlk olarak Anima grubundan tanıdığımız -ki benim tanışıklığım eskiye dayanır- Ceylan Ertem daha sonra yoluna ilk solo albümü -Soluk- yaparak devam etti. Ve bu albümün ardından "Ütopyalar Güzeldir" ile daha çok insana ulaşmaya başladı. Müzisyen kimliğinin yanı sıra Radyo Programcısı ve fotoğrafçı olan Ceylan Ertem Experimental Rock, Jazz, Trip-Hop, Folk müzik yapmaktadır.
14 Şubat 2013 Perşembe günü saat 22:30'da İzmir Bios Bar'da sahne alarak bizlere çok güzel bir gece yaşattı..
İzmir' e bir daha ne zaman gelir bilmiyorum ama nerede yakalarsanız yakalayın bence kaçırmayın..Biraz utangaç, biraz seksi, biraz dişi, biraz mutlu, biraz eğlenceli, biraz hüzünlü, biraz farklı, biraz hayattan, biraz siyasetten, biraz bizden, biraz biraz biraz...hepsinden azar azar tam tadında...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)