Blog açsam mı yapsam mı bakalım olacak mı nelerden bahsetsem derken yavaş yavaş yazmaya başladım. Kendi halinde ilerleyen yazılarım pek sık olmuyor hep diyorum bunu da yazayım bunu da ama işte TEMBELLİK:)
Ama ne zamandır fotoğrafını çektiğim, gidip durduğum bir mekan var Alsancak'ta Tea&Pot. Önce uzun bir önünden geçip "Ne güzel yer, rüya gibi", "Keşke benim olsa, dedim ya rüya gibi" diye dolanır durduğum "Ooo çok pahalıdır şimdi orası" deyip girmediğim bir yerdi...
Sonra bir gün diyet yapmaya başlayıp Starbucks'a alternatif bir yer ararken girmeye karar verdim, antioksidan , ödem sökücü derken bir dolu çay alıp çıktım ve bardakta çayımı içerek ofise gittim.
Sonra bir diğer gün eve çay almak için gittim, bir diğer gün yine bardakta çay almaya derken son olarak bugün oturup çay içmeye karar verdim. Mai Ada'nın aşısını yaptırdıktan sonra kardeşimle beraber gittik; nefis çaylarının yanında macaronlardan da sipariş verdik ve evet onlarda bahsedildiği gibi çok lezzetliydi. Yani on numara, beş yıldız bir yer. Lezzeti dışında hem çalışanları hem de dekoruyla kalbimi fethetti. Gün içinde tüm o koşuşturmalar arasında bir parça huzur ya da bir parça sohbet bu lezzetlere eşlik edebilir, ben daha çok gideceğim.. Bence siz de kaçırmayın:)
10 Nisan 2013 Çarşamba
2 Nisan 2013 Salı
Otizmi Fark Et Yaşamı Paylaş
Psikoloji 2. Sınıf öğrencisiydim, derste daha önce hiç adını duymadığım bir durumdan bahsediyordu hocamız "otizm" .. Çok merak etmiştim; nedir, nasıl olur? Kafamda bir sürü soruyla hocamıza gidip sormuştum bana bir kitap önermişti ama kuru bilgiyle dolu, okuyup geçmiştim.. Sonraki yıllarda staj yapmamız istendiğinde ve yavaş yavaş bu konu dikkatimi çektiğinde İzmir' de otizm konusunda o zamanlar bilinen en iyi yer olan bir özel eğitim merkezine başvurmuş ve o kitap cümlelerinin dışında bir yaşamla karşılaşmıştım.. 1 yıl süren staj sonunda orada işe başladığımda ilk çocuğum 3 yaşındaydı, uzun süre onun dikkatini çekebilmek için türlü numaralar yapmış en sonunda ise çaresizce oturup şarkı söylediğimde yanıma geldiğini farketmiştim.. Ve zamanla o dünyanın içine girip iletişim kurmayı öğrenmiştim. Şimdi 3 yaşındaki miniğim 12 yaşında kocaman bir kız oldu. İlköğretime devam eden şanslı bir kız..
Otizmi fark et yaşamı paylaş derken otizmli bireylere acımadan, onları ötekileştirmeden anlayarak yanlarında olmanın yanı sıra onlar için birşeyler yapmaktan bahsediyoruz.. Çocuğunuzun bir otizmli çocukla arkadaş olmasından bahsediyoruz..
Ve tüm bunları Nazım Özgün'ün annesi, gönüllü otizm aktivisti İrem hanım çok güzel açıklamış.. 100 aşkın blog da yer verilen bu yazı bizleri bir başka pencereden bakmaya götürüyor.
Otizmi fark et yaşamı paylaş derken otizmli bireylere acımadan, onları ötekileştirmeden anlayarak yanlarında olmanın yanı sıra onlar için birşeyler yapmaktan bahsediyoruz.. Çocuğunuzun bir otizmli çocukla arkadaş olmasından bahsediyoruz..
Ve tüm bunları Nazım Özgün'ün annesi, gönüllü otizm aktivisti İrem hanım çok güzel açıklamış.. 100 aşkın blog da yer verilen bu yazı bizleri bir başka pencereden bakmaya götürüyor.
27 Mart 2013 Çarşamba
2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü
Tüm
Dünya'da otizme dikkat çekmek amacıyla 2
Nisan Dünya Otizm Farkındalık Gününde dünyanın dört köşesinde farklı
şehirlerde bulunan yüksek binalar mavi ışıklarla aydınlatılıyor.
Siz de bu projeye destek vermek isterseniz bireysel ya da kurumsal
olarak bina, mağaza, okul, kültür kurumu, restoran vb. binalarınızı mavi
ışıklarla aydınlatıp fotoğraflarını facebook , twitter vb tüm sosyal medya
araçlarında #lightitupblue etiketiyle paylaşabilirsiniz. Ya da 2 Nisan'da mavi
giyinerek bu konuya dikkat çekebilirsiniz. Konuyla ilgili detaylı bilgi almak
ya da bu sosyal medyada kullanılabilecek olan banner ve afişlere light it up blue sayfasından ulaşabilirsiniz.
24 Mart 2013 Pazar
Kız çocuk - erkek çocuk
Geçen gün evi süpürürken Ada hemen yanımda bitiverdi, ıslak mendillerini gösterip içinden bir tane istedi. Yine her zaman ki -düşünmeden hareket et- tarafımla "Hayır" dedim ( Çünkü ıslak mendillerle zararlı ve içimde öyle bir anne var ki herşey zararlı bazen onun için) ve uzaklaştırmaya çalıştım, dikkatini dağıtmak hiç işe yaramadı. Israrla ıslak mendil istiyordu ve -bak, gör, izle ve anla tarafımla( ki her zaman onu bulamıyorum)- ıslak mendilil uzattım ve evet yine önce hayır sonra evetle yanlış davrandım ama bu bir başka yazının konusu..
Islak mendili alır almaz başladı silmeye, yerler, sandalyeler, dolap, koltuk büyük bir hızla siliyordu; doğru ya annesi ev işi yapıyorsa o da hemen işe koyulmalıydı..
Bir an durdum ve izledim.. Üzerine hep konuştuğumuz şeylerin gerçekleştiği anlardan biriydi, cinsiyet rolleri, kız çocuklar evcilik, erkek çocuklar daha mühim oyunlar oynar..
Bebek giysilerindeki renk seçimlerinden, sunulan oyuncaklara kadar herşey cinsiyet temelli ve bu rolleri öğretmeye yönelik.. Ada' ya bebek hediye eden hatta alışveriş arabası getiren oldu fakat tamir aleti, doktorculuk setini daha göremedik. Ki sen annesi olarak ne yapıyorsun diye soran olabilir..
Doğmadan önce "ıııı pembe mi kılım o renge, her şey kız kız o ne öyle" düşüncelerime rağmen her yer pembe oluverdi bir anda, karşı durup tam zıt yönde davranmakta uygun gelmedi bana belki de bana dedikleri gibi - erkek gibi kız- olmasını da istemedim Ada' nın ve bilinçaltından yönlendirmelerle bir süre epey bir kız oldu:) Hoş bebekken pembe giydirmesek "erkek mi" diyen de çok oluyordu.
Bir süre sonra kendi bilinçaltımı boş verip hangi yanımlaysa artık pembe dışında giysiler ve hatta erkek reyonunda pantolon, tişörtler almaya başladım. Dolapta elbiselerin, pembe giysilerin yanında yer buldular kendilerine..
Oyuncak konusunda da Ada doğduktan sonra ve öncesinde hiç bebek almadım, hatta tanıdıklarımız kızıp bebek hediye ettiler ama bir çok pelüş hayvan aldım, yer gök kedi, köpek, tırtıl, domuz v.s. oldu ve Ada zamanı geldiğinde konuşup ayaklanınca "tedi", "hava", "cicii" deyip sokaklarda hayvan aramaya başladı. Ama baktım ki bebek bulamasa da tutmuş hayvanlara yemek yediriyor, bakım veren ebeveyn çıktı çocuğun içinden..
Derken baktım ki deli gibi top hastası olmuş bizim kız, "tamam dedim, olacak bu iş":) Ben "basketbolcu" olsun derken babası "kızlara voleybol yakışır" demez mi!!!! Bu kız VOLEYBOL oynayamaz oynatmam, ben oynamadım hem annesi hentbol kalecisi olan birine hiç yakışır mı?
Bir de başıma kız sporları çıktı şimdi.. Neyse daha var, bir süre önümdekilerle boğuşayım..
Bugün de gelip dolap yaparken bana yardım edince içime su serpildi:)
Ve tüm bu annelikleri rafa kaldırıp işime geri dönünce -bu yaş döneminde ben ne yapsam onu isteyecek- gerçeğini kabul edip arkama yaslandım..
Peki ya oğlum olsaydı o zaman içimden feminist annenin bir kızı olarak oğluma iş yaptırır mıydım yoksa elini sıcak sudan soğuk suya sokmaz mıydım!?!
Ben sanırım oğlum olsaydı ona da Barbie bebek alırdım:)
Islak mendili alır almaz başladı silmeye, yerler, sandalyeler, dolap, koltuk büyük bir hızla siliyordu; doğru ya annesi ev işi yapıyorsa o da hemen işe koyulmalıydı..
Bir an durdum ve izledim.. Üzerine hep konuştuğumuz şeylerin gerçekleştiği anlardan biriydi, cinsiyet rolleri, kız çocuklar evcilik, erkek çocuklar daha mühim oyunlar oynar..Bebek giysilerindeki renk seçimlerinden, sunulan oyuncaklara kadar herşey cinsiyet temelli ve bu rolleri öğretmeye yönelik.. Ada' ya bebek hediye eden hatta alışveriş arabası getiren oldu fakat tamir aleti, doktorculuk setini daha göremedik. Ki sen annesi olarak ne yapıyorsun diye soran olabilir..
Doğmadan önce "ıııı pembe mi kılım o renge, her şey kız kız o ne öyle" düşüncelerime rağmen her yer pembe oluverdi bir anda, karşı durup tam zıt yönde davranmakta uygun gelmedi bana belki de bana dedikleri gibi - erkek gibi kız- olmasını da istemedim Ada' nın ve bilinçaltından yönlendirmelerle bir süre epey bir kız oldu:) Hoş bebekken pembe giydirmesek "erkek mi" diyen de çok oluyordu.
Bir süre sonra kendi bilinçaltımı boş verip hangi yanımlaysa artık pembe dışında giysiler ve hatta erkek reyonunda pantolon, tişörtler almaya başladım. Dolapta elbiselerin, pembe giysilerin yanında yer buldular kendilerine..
Oyuncak konusunda da Ada doğduktan sonra ve öncesinde hiç bebek almadım, hatta tanıdıklarımız kızıp bebek hediye ettiler ama bir çok pelüş hayvan aldım, yer gök kedi, köpek, tırtıl, domuz v.s. oldu ve Ada zamanı geldiğinde konuşup ayaklanınca "tedi", "hava", "cicii" deyip sokaklarda hayvan aramaya başladı. Ama baktım ki bebek bulamasa da tutmuş hayvanlara yemek yediriyor, bakım veren ebeveyn çıktı çocuğun içinden..
Derken baktım ki deli gibi top hastası olmuş bizim kız, "tamam dedim, olacak bu iş":) Ben "basketbolcu" olsun derken babası "kızlara voleybol yakışır" demez mi!!!! Bu kız VOLEYBOL oynayamaz oynatmam, ben oynamadım hem annesi hentbol kalecisi olan birine hiç yakışır mı?
Bir de başıma kız sporları çıktı şimdi.. Neyse daha var, bir süre önümdekilerle boğuşayım..
Bugün de gelip dolap yaparken bana yardım edince içime su serpildi:)
Ve tüm bu annelikleri rafa kaldırıp işime geri dönünce -bu yaş döneminde ben ne yapsam onu isteyecek- gerçeğini kabul edip arkama yaslandım..Peki ya oğlum olsaydı o zaman içimden feminist annenin bir kızı olarak oğluma iş yaptırır mıydım yoksa elini sıcak sudan soğuk suya sokmaz mıydım!?!
Ben sanırım oğlum olsaydı ona da Barbie bebek alırdım:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

